Akasya Kültür Sanat Logo
Alfabe home stripe corner
SANAT SÖZLÜĞÜ
Kanonik: Yunanca ölçü, yasa, kanun. Otoritelerce kabul edilmiş “ölçü-cetvel” anlamını da taşımaktadır.
Karikatür: İtalyanca “caricare” abartmak anlamından gelen sözcük. Deformasyona uğratmak. Kavramın saldırı çağrışımı da vardır. İlk defa 18. yüzyılda ayrı bir sanat dalı olarak ortaya çıkmış ve basılı mecraların en önemli unsurlarından birine dönüşmüştür. Hogarth, Dauimier gibi sanatçılar modern biçimine kavuşturmuştur. İlk karikatür dergisi 1832 tarihli “La Caricature”dir. Bkz: Grotesk
Kartayid: Yun. Kartatides. Çatıyı taşımak için yapılmış, uzun giysili kadın heykeli. Erkek olanına “atlant” denir. Rönesans mimarisinde de yaygın olarak kullanılmıştır.
Katarhsis: Arınma (Yunanca:Κάθαρσις) olarak da bilinen katarsis, Aristoteles'in Poetika adlı yapıtından alınmış bir sözcük olup; ilgili yapıtta trajedinin seyirci üzerindeki etkisini anlatır. Ayrıca Platon'un "Devlet" adlı eserinde de zikredilen, adil ve onurlu yöneticilere atfedilen bir felsefi terimdir. Bkz: Poetika
Kavramsal Sanat: Amerikalı sanatçı Sol Le Witt'in 1967 yılında yazdığı “Consept Art” yazısıyla yaygınlık kazanmıştır. Le Witt'e göre: “ Yapıtın nasıl göründüğü pek önemli değildir; bir kılığı varsa bir şeygibi görünecektir. Ancak, sonuçta hangi biçimi alırsa alsın, çalışma bir düşünüyle başlamalıdır. Çalışma kavramsal bir süreçtir; fiziksel gerçekliğini kazandığında, sanatçısı da içinde olmak üzere, herkesin algısına açıktır. Bir sanat yapıtı ancak tamamlandıktan sonra algılanabilir. Öncelikle görme duyusu için anlamlandırılan sanat, kavramsal olmaktan çok algısaldır. Bu durum en çok devinim, ışık ve renk sanatları içingeçerlidir.” Kavramsal Sanat önermesi gerek Beuys gerekse Kosuth'un “düşünce plastik” önermesiyle güçlenmiştir. Yapıttın kendisinden çok oluşturduğu kavram daha dikkat çeker. Duchamp'ın 1917 tarihli “Çeşme” yapıtı kavramsal sanatın ilk örneklerinden biridir. Çeşme estetik bir nesne değil, bir “önerme” ve kavram olarak algı talep eder. Kavram sanatı, Joseph Kosuth ve Art&Language grubu tarafından daha sonra farklı anlamlarda kullanılmış, 1970'lerden itibaren ise 'kavramsal' kullanımı yaygınlaşmıştır. Günümüz sanatının en önemli bileşenlerinden biridir.
Kentaur: Yunan mitolojisinde, üst kısmı insan alt kısmı at biçiminde kötü ruhlu yaratıklar.
Kinetik Sanat: İng. Kinetic Art. Hareket ve devinimi gözeten heykel sanatı. Doğal ya da motor etkisiyle sağlanan dönüşüm vardır. 1920'lerde Konstrüktivistler tarafından ortaya atılan kinetik sanat manifestosuna göre: “Sanatın Mısır'dan gelme bin yıllık yanılgısından, sadece statik ritimlerden oluşacağı yanılgısından kendimizi kurtarmalıyız...” İlk kinetik heykel 1920'de N. Gabo tarafından yapıldı. Kinetik sanat yapıtlarda devingenlik dördüncü boyut olarak kullanılır. Günümüz sanatındaki en önemli temsilcisi Alexander Calder'dir.
Kitsch: Kiç olarak okunur. Almanca kökenli bir sözcüktür. Ivır-zıvır, düşük, rüküş, zevksiz gibi birçok anlam taşır. Yüksek sanata karşı duygusal, parlak, seri üretilmiş yüzeysel yapıtlar için kullanılır. Örneğin Ağlayan Çocuk posteri Türkiye dahil birçok ülkede yaygın olarak bilinen örneklerdendir. Kiç yapıtların beslendiği en önemli kaynaklardan biri Rokoko dönemi süs ve kıvrımlardır. Modernizmin sadelik, işlev, açıklık anlayışının tam karşısında yer alırlar. Postmodernizm ve günümüz sanatı kiçe sahip çıkmakta ve bol miktarda kullanmaktadır. Bkz: Camp
Klasisizm: Klasik (classique ) kavramı Latinceden Fransızcaya, seçkin, 1. sınıf gibi anlamlardan geçerek günümüze gelmiştir. Kavram en geniş anlamıyla Antik Yunan ve Roma uygarlıklarına ve dönemine atıf yapar. Gündelik anlamda kabul edilen ve saygı duyulan çağrışımı yapmaktadır. Sanat literatürnde ise klasisizm; sınıflandırılmış, ölçülmüş, güzellik, oran, insani ölçü, uyum, parlaklık, durgunluk (sağlamlık) gibi estetik çağrışımların dışında saygı duyulan bir otoriteye ve yüceltilmiş bir tarihe de gönderme yapmaktadır. Rönesans ile tekrar keşfedilen klasik üslup zamanla maniyerizm, barok ve rokoko üsluplarının etkisiyle dönüşüme uğramakla beraber. 18. yüzyıl son imparatorluk çağlarında neo-klasisizm adı altında tekrar ortaya çıkacaktır. Gerek romantizm gerekse sonrasındaki modernizmin bir öncesi akademilerde resmi olarak somutlanmış anlayış neo klasik olarak adlandırılır. Bir anlamda modernizm neo klasikten koparak gelişmiştir. Klasik Yunan heykeli tarihteki ilk gerçekçi sanat yönelimi olarak MÖ 5. yüzyılın başlarında belirmiştir. Diğer uygarlıklardan farklı olarak doğal gerçekliğe sadık bir sanat istenci gelişmeye başlamıştır. Tanrılar bile insan biçimli şekilde temsil edilecektir. Ama her temsil idealleştrilerek verilmiştir. Bütün insan vücutları genç, sağlıklı ve atletik olarak yontulmuştur. Güzel (kalon) Yunan felsefesinde oran-uyum-denge-simetri ve parça ile bütün arasındaki ilişki içinde düşünüyordu. Yunan Klasik Çağ'ı bunu sanata yansıtmaya çalışmıştır. Klasik Çağ'ın önemi heykelcileri Phidias, Polyklitos, Skopas, Praksiteles'dir.
Konstruktivizm: İng. İnşaacılık. 1913 sonrası Rusya'da ortaya çıkan saf geometrik biçimleri benimseyen avangart akım. 1917 Ekim Devrimi sonrası mühendislik ve endüstri ile verimli ilişkiler yakalamaya çalışacaktır. Maleviç, Tatlin ve Rodçenko'nun diktörgen, çember ve doğrular üzerine oluşturulmuş resimlerini Moskova'da sergilemeleriyle görünür oldu. Mimarlık vegrafik tasarım alanında önemli etkileri olmuştur. Konstruktivistler Futuristler gibi yeni çağın formlarının geçmişten farklı olmasını istiyorlar ve “makine estetiğini” önemsiyorlardı.
Kristal Saray: (The Crystal Palace) 1851'de Londra'da düzenlenen 1. Dünya Sergisi'ni barındıran demir ve cam konstrüksiyon büyük sergi salonudur. Modernizmin mimarideki en büyük ve sembolik yapıtlarındandır. Işık, şeffaflık, çelik ve inşaacılığı simgeler. Eifel Kulesi ile birlikte yeni anlayışın ve eskiden kopuşu anlatır. Modern fuarların ve plazaların ilk örneği sayılabilir. Kristal Saray 1854'te sökülüp Syndenham'e götürülerek başka bir düzende yeniden kuruldu. 1866'da geçirdiği bir yangından zarar gördü ve onarıldı. 1936'daki bir yangında ise tümüyle yandı; ayakta kalan kuleleri de II. Dünya Savaşı'nda İngiltere'ye saldıran Alman uçaklarına hedef oluşturduğu gerekçesiyle 1941'de söküldü.
Kronos: Zaman tanrısı. Yunan mitolojisinde evlatlarını yiyen Titan olarak bilinir. Roma mitolojisindeki karşılığı Satürn'dür. En bilinen imgesi Rubens ve Goya'nın yaptığı gravürdür. Eksilmek anlamında zamanı imler. Kronometre veya kronoloji, zaman sayacı bu kökenden gelmektedir. Zaman insanı eksilten, yiyen ölüme götüren bir süreçtir.
Kübizm: 1906 yılında ölen ve "doğada ne varsa küreye, koniye ve silindire göre biçimlenir" diyen Cezanne'ın anısına saygı için 1907 yılında Paris'te büyük bir sergi açıldı. Bu sergide onun olgunluk döneminde yaptığı eserlerini sanatçı gençlik dikkatle inceledi, ve yorumladı. Bu inceleme ve yorumlamalar, lspanyol Pablo Picasso ve Fransız Georges Braque'ta modern sanatın gelişimi bakımından ilgi çekici sonuçlar verdi. Daha sonra Dada tarafından geliştirilecek kolaj tekniği ilk defa kübist yapıtlarda görülür. 1908 yazında Braque, Cezanne'ın etkisi altında, eleştirmen Vauxelles'in "bizzarrerie cubique" (kübik acayiplik) diye isimlendirdiği, manzara resimleri (peyzajlar) boyuyordu. Kübizm 20. yüzyıl modernizminin en önemli kırılmalarından olmuştur. Mimariden sinemaya ve endüstri tasarımına geniş bir alanı etkilemiştir.
Küratör: Lat.curatus. Küratör en geniş anlamında bir müzenin ya da vakıfın yönetimi ve bayındırlığıyla ilgilenen kişi demekle beraber günümüz sanatında daha dar bir anlama kavuşmuştur. Çağdaş sanatta küratör, sergi kavramsal çerçevesini çizen, sanatçıları seçen veya koleksiyonu oluşturan etkili bir konumdur. Özellikle 1990 sonrası başta bienaller olmak üzere küratöryel süreç çağdaş sanat açısından vazgeçilmez olmuştur.
K
Akkok akis logos
Facebook Twitter Instagram Youtube